25 Ocak 2013

Lufthansa'dan Gamification Projesi: FlyVenture

        Gamification (Oyunlaştırma) etkilerini yavaş yavaş Türkiye'de de görüyoruz.Yeni medya düzeninde çok çekici olan bir pazarlama yolu gamification. Dünya çapında büyük markaların yaptıkları uygulamalar ve ulaşılan sonuçlara bakılınca iyi bir kurgunun ne kadar işe yarayabileceğini ve bu kavramın önünün çok açık olduğunu söyleyebiliriz.

         Lufthansa Alman Hava Yolları da Fly Venture adında bir projeyle karşımıza çıkıyor. Henüz çok yeni bir kampanya. Proje Studio Nord tarafından geliştirilmiş. Uygulama size verilen görevleri yapıp puan toplamanızı ve bu puanlarla ödül kazanmanızı sağlıyor. 2013 yılı boyunca devam edecek uygulamada her hafta ödül kazanma şansınız var. İphone ve Android kullanıcıları uygulamayı telefonlarına yükleyebiliyor.


          Uygulamaya kayıt olduktan sonra çeşitli görevleri yapmanız gerekiyor. Bu görevler Facebook, Twitter ve Foursquare gibi sosyal medya araçları kullanılarak yerine getiriliyor. Twitter üzerinden belirlenen hashtagin paylaşılması ve Foursquare üzerinde çeşitli yerlerde check-in yapılması görev çeşitlerinden bazıları. Yıl boyunca yenilecek olan uygulamada daha sonraki görevler soru-cevap ve fotoğraf ekleme şeklinde karşımıza çıkacak. Görevlerden biri de e-bültene üye olmak. Bu sayede görev hakkında yardım alabiliyor ve diğer gelişmelerden haberdar olabiliyorsunuz.



         Uygulamanın arayüzü iyi tasarlanmış ve gayet kullanışlı. Oyunlaştırma mekaniklerinden görev-skor tablosu-ödüller bölümü kullanılmış. Aynı zamanda arkadaşlarınızın yaptığı aktiviteleri de görebiliyorsunuz. Görevleri tamamladıkça aldığınız puanlar kaydediliyor. Haftalık ve genel olmak üzere 2 puan türü var. Her hafta çeşitli ödüller kazanabildiğiniz gibi sene sonunda en çok puan toplayan kişi de büyük ödülün sahibi oluyor. Büyük ödül de aşağıda gördüğünüz gibi yurt dışı seyahati.


         Sonuç olarak güzel bir proje. Marka bilinirliği ve sadakatini artıracağına inanıyorum. Sadece  fazlaca sıkılgan olan halkımız 1 yıl boyunca ödül için yarışacak mı onu merak ediyorum. Kopanlar olacaktır muhakkak yarıştan. Bekleyelim görelim.

25 Eylül 2012

Markaların Türkçe Hassasiyeti

        Lise yıllarında başladı Türkçe takıntım. Durmaksızın da devam ediyor. Öyle ki artık aldığım kitabın, okuduğum dergi veya gazetenin, ya da dolaştığım internet sitesinin nasıl bir Türkçe kullandığını kontrol ediyorum hemen. Amacım kötü değil, tamamen alışkanlık. Tüm kuralları biliyormuş havasına da girmedim hiç. Ne hatalar yapıyoruz aslında bir bilseniz. Sadece yazım yanlışı üzerine olması gerekmiyor. Kullandığımız kelimelerin aslında ne anlam taşıdığını bilmediğimiz zamanlar oluyor. Bu hataları ben de yapıyorum ama bu yazıda belirttiğim husus yazım yanlışları üzerine. Eski yazılarıma bakıyorum ben de "cnm, tmm" şeklinde tabirleri çok kullanmışım internette. O zamanlar Messenger'dan kalma bir dilimiz olduğu belliymiş. Her şeyi yapmışımdır lakin dahi anlamındaki "ki" ve "de" leri bitişik yazmadım. O hatayı yaptıysam kendimden utandım her gördüğümde. Psikopatlık derecesinde takıntılıyım ayrı yazılma meselesine. Rahatsız oluyor muyum? Tabii ki hayır. Bir cümle kurmadan önce, en ufak bir tereddütüm varsa doğru olup olmadığını kontrol ediyorum. TDK ile de çok ters düştüğüm zamanlar olmuyor değil.  

        Konuya böyle bir giriş yaptıktan sonra markaların bu konudaki tutumlarına ve gösterdikleri hassasiyete değinmek istiyorum. Şu an yaptığım iş editörlük. Bu da Fransızca aslen ama konuşma diline çoktan girmiş bir kere. Neyse yazdığım her şeyin düzgün olmasına gayret etmem gerekiyor. Benim gibi diğer editörlerin de. Özellikle büyük markalar bu konuda çok hassas davranmalı. İş ilanlarında gördüğümüz "Türkçe'ye hakim" lafı boşuna değil. Aksine her iş ilanında bunu görmek beni mutlu ediyor. Dediğim gibi girdiğim internet sitelerinden aldığım bir kaç görüntüyle yazımı örneklendirmek isterim. Örnekleri görünce en çok yapılan hataları siz de anlayacaksınız.



        Gördüğünüz hata nedir? 20.00'da. Okunurken sıfırların katılmadığı için 20.00'de olması gerekiyor. Star Tv'nin sitesini bu hatayı yaptıktan sonra dikkatle inceledim. Bir daha bunun gibi bir hata yapmadılar. Bunun dışında aşağıda vereceğim diğer örneklerin de doğru kullanıldığını gördüm. Aceleyle yazılmış olabilir adı üstünde hata. Bir daha tekrar etmemeleri güzel.


26 Ağustos 2012

İyi Bir Satışın İncelikleri

        Üniversitede Pazarlama Araştırmaları dersini aldığım son sene Perakende Pazarlama Araştırmaları konusu çok ilgimi çekmişti. Perakende sektöründe uygulanması gerekenler, müşterilerin alışveriş alışkanlıkları, müşterinin algısını değiştirme yöntemleri...

         Hocamız (Doçent Metin Argan) ilk olarak şu soruyu sormuştu. "Bir mağazaya girdiniz, ilk hangi tarafa yönelirsiniz?" Sınıftan çeşitli cevaplar geldi. Yapılan araştırmalara göre ise bir mağazaya girildiğinde genellikle sağ tarafa doğru yönelim oluyor. Bunun sebebi ise aslında çok basit. Birçok insanın sağlak olması. Sağ elin, kolun kullanılması, sağ tarafın daha güvenilir hissedilmesi bunu en basit şekilde açıklıyor. Bu da beraberinde şunu getiriyor. Sağ tarafa kadın, sol tarafa ise erkek ürünleri konulmalı deniyor. Malum kadınların alışverişe daha çok zaman ayırmaları. Diğer noktalara bakalım.
--Yeni ve özel ürünler mağazaların sonuna doğru konuyor çünkü müşteri mağaza girdiği zaman ilk beğendiği şey ne kadar güzel olursa olsun diğer mallara da bakmak istiyor. Genelde sonlara doğru bakacağı mallar güzelse "Bum" satın alma gerçekleşiyor. 
--Giyinme kabinleri de mağazanın girişine yakın olmamalı. Bu da kabine gidene kadar olan rafların incelenme oranını artırıyor.
--Yine yukarıdaki olguya bağlı olarak mağazaların içine büyük aynalar konuluyor. Bu; mağazanın hem daha geniş görünmesine yol açtığı gibi, müşterilerin aynada kendilerine bakarken fark edecekleri ürünleri beraberinde getiriyor.
--Müşterilerin birçoğu alışverişe akıllarında spesifik bir şey olmadan çıkıyor. Daha doğrusu alışveriş sonunda satın aldıkları ürün aslında hedeflerinde olmayan bir ürün oluyor.Bu noktada da mağazaların alışverişe yöneltme gücü öne çıkıyor. Mağaza girişlerinin, ferah olması, mağazada çalışanların sık boğaz edecek şekilde müşterilerin peşinde dolaşmaması gerekiyor. Yine mağaza düzeni önemli. Müşteriler mağazaya girdiklerinde görebildikleri alanlara gitme isteği duyuyorlar. Bu da raf ve reyonların karışık olmaması gerektiğini gösteriyor. Müşteri baktığı zaman mağaza içinin çoğunu görmek istiyor.
--Yemek söz konusu olduğu zaman mutlaka koku çok önem arz ediyor. Söz konusu yiyecek olduğu zaman koku en çok güvenilen duyu organı.
--Her gördüğümüzde komik buluyoruz ama satış rakamlarının yuvarlak hesap yerine 24.99 şeklinde yazılması da satın alma üzerinde etkili.

         Bu tip noktaların geneline Satış Antropolojisi deniyor ve ciddi bir araştırma grubu var. İnsan ihtiyaçları ve bu ihtiyaçları karşılama davranışları sürekli değişmese de bu sektörde yapılan her araştırma farklı bir sunumu beraberinde getiriyor.

01 Temmuz 2012

Gerilin biraz! Another

       Uzun zamandır gerilim-korku tarzında bir anime arıyordum.Another üzerinde çok duruluyordu.E izlemek farz oldu diyerek başladık.

       Anime kendi ismiyle aynı olan romandan uyarlanmış.Sonra manga daha sonra da animesi  gelmiş.Olaylar Yomiyama ortaokulunda geçiyor.1972 yılında Mei Misaki adlı bir kızın ölmesinden sonra ortaya çıkan lanetlere ve seri ölümlere dayanıyor.Anime boyunca bol bol ölüm görüyoruz.Hem de ne ölümler.Son Durak serisinin anime versiyonu gibi.Daha kısıtlı bir alanda geçiyor o kadar.Animenin baş karakterleri Kouchi Sakakibara ve Mei Misaki.Mei Misaki özellikle gönüllerde taht kuruyor diyebiliriz.

       Okula yeni gelen Kouchi, şans eseri hastanede karşılaştığı (Kouchi rahatsızlığından dolayı okula biraz geç başlıyor ve animede ilk bölüm hastanede görülüyor.) Misaki ile aynı sınıfta olduğunu görüyor ve onunla iletişim kuruyor.Misaki Mei hanım hanımcık bir kızımız.Göz bandıyla dolaşıyor.Saklı olan gözünün enteresan bir özelliği var tabii ki.Animenin sonlarına doğru öğreniyoruz.Kouchi sınıftaki diğer öğrencilerin onu yok saymasından kıllanıyor bildiğiniz.Benim de kıllandığım birçok yer oldu ama Misaki de zor konuşan ve içine kapanık bir hatun olduğundan ne olduğunu anlayamıyoruz haliyle.Bir de diğer öğrenciler sürekli "Olmayan,olmayan" diye dolaşıyorlar daha geriyorlar adamı.Neyse Kouchi bu iş nedir ne değildir diye sorup soruştururken 3-3 sınıfının başına gelenleri sırasıyla öğreniyor.Daha sonra esas oğlanımız bu laneti ne yok eder,nasıl kurtuluruz diye başlıyor araştırmacı kimliğini konuşturmaya.

      Animeyi izlerken spoiler yememeye dikkat edin.Mutlaka kendiniz çözmeye çalışacaksınız lanet nedir,nasıl olur diye lakin birçok sürpriz de sizi bekliyor olacak emin olun.Anime zaten 13 bölümden 1 ovadan oluşuyor.Gerilmek istiyorsanız hiç düşünmeden başlayabilirsiniz.

       Çizimler,hikaye,karakterler gayet güzel.Animenin tek kötü yanı Opening'i.Bu animeye çok daha hararetli bir şarkı giderdi.Çok yavaş geldi bana ve alakasız bir müzik.Biraz daha uzun olsaydı da diyebiliriz ama bu da gayet makul.Keyifli seyirler.

27 Mayıs 2012

Sitelerim Var - 2 (Sosyal Medya Haber Siteleri)

          2-3 sene öncesine kadar Youtube,Facebook ve biraz da twitter ile hayatımızda olan sosyal medya araçları bugün onlarca hatta yüzlercesiyle karşımızda.Ülkemizde genel olarak kullanılanlar ise 10'u aşmaz.Sosyal medya kavramı sadece internet üzerinde değil artık dizilerde,haberlerde,programlarda,sokakta,bahçede her yerde kullanılır hale geldi.Bu kavramın genişlemesi de haber etkisi yaratıyor haliyle.Reklam ajansları olsun,haber siteleri ve teknoloji haber siteleri de bir bölümlerini sosyal medyaya ayırmış durumda.Bu yazıda da bu Sosyal Medya ağırlıklı haberler yayınlayan siteleri ele alayım dedim..



         Bunlar yer imlerimde olan ve takip etmeye çalıştığım siteler.Unuttuklarım olabilir.Bir de güncel olanları almaya çalıştım.Nice siteler var hevesle açılıp kapatılan.Sonuçta ne kadar çok kaynak,haber o kadar çok bilgi.Hepsi teşekkürü hak ediyor.