Türkün ata sporu güreştir derler varsın öyle desinler ama bildiğim tek bir şey var. O da futbol bizim için vazgeçilmez şeylerden biri. Kanımızda var olan futbol, taraftarlık tutkusu bize her şeyi yaptırır. Basketbolmuş, voleybolmuş hikaye. Tüm gündemi ilgilendirecek tek şey futboldur ülkemizde. Büyük şirketler ve markalar da bunu çok iyi bildiği için her daim peşinden koşmuştur bu kavramın.
İnternet üzerinde de bu zamana kadar yapılmış oyunlar, uygulamalar ilgi çekmiştir. En son Yandex'in Fenerbahçe ve Galatasaray'ı ortaya sürüp yaptığı yarışma sonunda 20 milyon civarı Yandex browserı indirilmişti. Yandex yeni yarışmalarını ve reklamlarını da futbol üzerinden devam ettiriyor. Şu an en iyi pazarlama yöntemlerinden biri bu haklılar.
Konuyu hafif isyankar açmış gibi görünsem de futbol üzerine yapılan çalışmalar hoşuma gidiyor. Bugün rastladığım bir uygulama da gayet hoşuma gitti. KaleBenim, Sodamedya tarafından geliştirilmiş konum tabanlı bir uygulama. Bayrak dik, kaleleri fethet sloganıyla hayli gaz verici bir şekilde olaya girmişler. Uygulama şu an iphone kullanıcıları için mevcut lakin Android için de yakında geleceğini söylüyorlar. KaleBenim, mekan verilerini Foursquare üzerinden alıyor. Facebook üzerinden giriş yaptıktan sonra takımınızı seçiyor ve amigo olma yoluna adım atmış oluyorsunuz. Elinizde bayrağınız gittiğiniz her mekanda, haşırtt diye mekana bayrağı dikebiliyorsunuz. Gittiğiniz mekan da yapılan check-inlere göre renk değiştiriyor. En fazla hangi takımın taraftarı dikmişse bayrağı o mekan (kale) ele geçiriliyor. Mekanlara da kale denilmiş ki bu da atraksiyonu artırıyor, iyice oyun havasına sokuyor insanı. Evet oyun dedik. KaleBenim uygulamasında Gamification öğelerinin vazgeçilmezlerinden rozetleri de görüyoruz.
Yukarıda gördüğünüz gibi 5 rozet kazandım şimdilik. İtü İşletme Fakültesi'ne Fenerbahçe bayrağını da diktim. Uygulama yaygınlaşırsa bol küfür yiyeceğim canları sağolsun. Yaptığınız aksiyonlara göre çeşitli rozetler kazanıyorsunuz. Hem kendi takımınızı temsil ediyorsunuz hem de sizi gururlandıracak rozetleri kazanıyorsunuz. Mekanın en çok bayrağına sahipseniz Amigo, kendi takımınızın stadyumuna 10 bayrak diktiğinizde Kombine rozeti almanız gibi. Rakip takımın mekanlarını fethederek bayrağınızı asilce sallamanız da ödüllendiriliyor. Yeni sürümlerle birlikte yeni rozetler de gelecekmiş. Webrazzi'deki habere göre 4 ayda tamamlanmış uygulama ve şu anda gelir modeli yok.
Konum tabanlı çok sayıda uygulama geliştirildi. Bir çoğu havada kaldı. Foursquare mantığı bile henüz yeni yeni yaygınlaşmaya başlamışken farklılık yaratabilecek uygulamalar ayakta kalacaktır. Bu uygulamanın da farklı ve bir o kadar da bizden olduğunu düşünürsek iyi bir ivme yakalayacağını düşünüyorum, umuyorum. Farklı uygulamalara ihtiyacımız var. Hem de Türkçe! Gelir modeli üzerinde birkaç farklı yol uygulanabilir gibi geliyor bana ve umarım da iyi şeyler yaparlar. Uygulamada emeği olan herkesin eline sağlık diyelim. Bayrağınız hiç inmesin!
25 Mart 2013
Tam da bizim için bir uygulama: KaleBenim
Etiketler:
check-in,
gamification,
iphone,
KaleBenim,
oyunlaştırma,
Sodamedya,
uygulama
03 Şubat 2013
Ocak Ayında Neler İzledim?
İşe girdikten sonra evde film izleme devri bitti denilebilir benim için. Yerli Türk dizisi de izleyemiyorum. Nedeni uzun gelmesi. Diziler zaten 2 saati geçiyor, filmler keza öyle. Bunlar yerine yabancı dizi ve anime izlemek daha mantıklı geliyor. Art arda izlenilen 2-3 dizi bir film uzunluğunda olmuyor mu oluyor elbette ama bana kattığı fayda ve hazzın daha fazla olduğu hissindeyim.
2013 Ocak ayı benim için daha çok sinemada geçti. Ocak ayını 3 filmle kapattım. Evde film izleyemedim yine. Yanında yabancı dizi ve animeler de var elbette. Geçelim.
Pi'nin Yaşamı - Life of Pi
Fragmanı ilk izlediğim günden beri beklediğim bir filmdi. Bengal kaplanı işin içinde olduğu için gerisi teferruat oluyordu. İşin içinde Ang Lee de olunca merak uyandırıyor tabii ki. Gözümüz kapalı gittik filme elbette. Görsel olarak çok güzel öğeler barındırmakla birlikte Pi Patel'in kaplan Richard Parker'la olan yolculuğu da beklenilen kadar efsane olmasa da güzeldi. Tek korkum Parker'ın ölmesi olacaktı ki bunu yaşamadık. Evet kedigilleri çok seviyoruz her ne kadar vahşi olsa da.
Anna Karenina
Aylin'in gitmek istediği bir filmdi. Sahne geçişleri tiyatral olan film en başta biraz sıkıcı görünse de daha sonra hoşuma gitmeye başladı. Konu yine aldatmak üzerine ve sinirlerimi zıplattı. Aldatılan adam da Jude Law lakin filmde o havasından eser yoktu tabii. Rahip amcamız aldatılıyor terk ediyor, affediyor bir daha aldatılıyor ve yüzyılın tokatını bir kez daha yemiş oluyor. Oyunculuklar da iyiydi. Pişman olmadık gittiğimize.
CM101MMXI Fundamentals
Gösterileri çok övülüyor bir o kadar da korsana karşı iyi korunuyordu. Ses kayıtları çıkmıştı ama hiç dinlemedim. Biliyordum Cem Yılmaz mimikleriyle çok daha iyi. Nitekim gülmekten altımıza kaçırabilecek kadar güldük. Karın kaslarımız ağrıdı, ağzımız elimizde çıktık sinemadan. Cem Yılmaz kadar başarılı bir sahne komedyeni geleceğini sanmıyorum. Oynadığı rollerden daha komik bir adam daha bilmiyorum şahsen. 2013'e gülerek girelim güzel şeyler olsun vaadiyle girdik. 2013 bu şov kadar güzel geçer umarım.
Geçelim dizilere. Hali hazırda takip ettiğim dizilere değil de yeni başladığım dizilere değineyim dedim.
25 Ocak 2013
Lufthansa'dan Gamification Projesi: FlyVenture
Gamification (Oyunlaştırma) etkilerini yavaş yavaş Türkiye'de de görüyoruz.Yeni medya düzeninde çok çekici olan bir pazarlama yolu gamification. Dünya çapında büyük markaların yaptıkları uygulamalar ve ulaşılan sonuçlara bakılınca iyi bir kurgunun ne kadar işe yarayabileceğini ve bu kavramın önünün çok açık olduğunu söyleyebiliriz.

Lufthansa Alman Hava Yolları da Fly Venture adında bir projeyle karşımıza çıkıyor. Henüz çok yeni bir kampanya. Proje Studio Nord tarafından geliştirilmiş. Uygulama size verilen görevleri yapıp puan toplamanızı ve bu puanlarla ödül kazanmanızı sağlıyor. 2013 yılı boyunca devam edecek uygulamada her hafta ödül kazanma şansınız var. İphone ve Android kullanıcıları uygulamayı telefonlarına yükleyebiliyor.
Uygulamaya kayıt olduktan sonra çeşitli görevleri yapmanız gerekiyor. Bu görevler Facebook, Twitter ve Foursquare gibi sosyal medya araçları kullanılarak yerine getiriliyor. Twitter üzerinden belirlenen hashtagin paylaşılması ve Foursquare üzerinde çeşitli yerlerde check-in yapılması görev çeşitlerinden bazıları. Yıl boyunca yenilecek olan uygulamada daha sonraki görevler soru-cevap ve fotoğraf ekleme şeklinde karşımıza çıkacak. Görevlerden biri de e-bültene üye olmak. Bu sayede görev hakkında yardım alabiliyor ve diğer gelişmelerden haberdar olabiliyorsunuz.
Uygulamanın arayüzü iyi tasarlanmış ve gayet kullanışlı. Oyunlaştırma mekaniklerinden görev-skor tablosu-ödüller bölümü kullanılmış. Aynı zamanda arkadaşlarınızın yaptığı aktiviteleri de görebiliyorsunuz. Görevleri tamamladıkça aldığınız puanlar kaydediliyor. Haftalık ve genel olmak üzere 2 puan türü var. Her hafta çeşitli ödüller kazanabildiğiniz gibi sene sonunda en çok puan toplayan kişi de büyük ödülün sahibi oluyor. Büyük ödül de aşağıda gördüğünüz gibi yurt dışı seyahati.
Sonuç olarak güzel bir proje. Marka bilinirliği ve sadakatini artıracağına inanıyorum. Sadece fazlaca sıkılgan olan halkımız 1 yıl boyunca ödül için yarışacak mı onu merak ediyorum. Kopanlar olacaktır muhakkak yarıştan. Bekleyelim görelim.
Etiketler:
flyventure,
gamification,
oyun,
oyunlaştırma
25 Eylül 2012
Markaların Türkçe Hassasiyeti
Lise yıllarında başladı Türkçe takıntım. Durmaksızın da devam ediyor. Öyle ki artık aldığım kitabın, okuduğum dergi veya gazetenin, ya da dolaştığım internet sitesinin nasıl bir Türkçe kullandığını kontrol ediyorum hemen. Amacım kötü değil, tamamen alışkanlık. Tüm kuralları biliyormuş havasına da girmedim hiç. Ne hatalar yapıyoruz aslında bir bilseniz. Sadece yazım yanlışı üzerine olması gerekmiyor. Kullandığımız kelimelerin aslında ne anlam taşıdığını bilmediğimiz zamanlar oluyor. Bu hataları ben de yapıyorum ama bu yazıda belirttiğim husus yazım yanlışları üzerine. Eski yazılarıma bakıyorum ben de "cnm, tmm" şeklinde tabirleri çok kullanmışım internette. O zamanlar Messenger'dan kalma bir dilimiz olduğu belliymiş. Her şeyi yapmışımdır lakin dahi anlamındaki "ki" ve "de" leri bitişik yazmadım. O hatayı yaptıysam kendimden utandım her gördüğümde. Psikopatlık derecesinde takıntılıyım ayrı yazılma meselesine. Rahatsız oluyor muyum? Tabii ki hayır. Bir cümle kurmadan önce, en ufak bir tereddütüm varsa doğru olup olmadığını kontrol ediyorum. TDK ile de çok ters düştüğüm zamanlar olmuyor değil.
Konuya böyle bir giriş yaptıktan sonra markaların bu konudaki tutumlarına ve gösterdikleri hassasiyete değinmek istiyorum. Şu an yaptığım iş editörlük. Bu da Fransızca aslen ama konuşma diline çoktan girmiş bir kere. Neyse yazdığım her şeyin düzgün olmasına gayret etmem gerekiyor. Benim gibi diğer editörlerin de. Özellikle büyük markalar bu konuda çok hassas davranmalı. İş ilanlarında gördüğümüz "Türkçe'ye hakim" lafı boşuna değil. Aksine her iş ilanında bunu görmek beni mutlu ediyor. Dediğim gibi girdiğim internet sitelerinden aldığım bir kaç görüntüyle yazımı örneklendirmek isterim. Örnekleri görünce en çok yapılan hataları siz de anlayacaksınız.
Gördüğünüz hata nedir? 20.00'da. Okunurken sıfırların katılmadığı için 20.00'de olması gerekiyor. Star Tv'nin sitesini bu hatayı yaptıktan sonra dikkatle inceledim. Bir daha bunun gibi bir hata yapmadılar. Bunun dışında aşağıda vereceğim diğer örneklerin de doğru kullanıldığını gördüm. Aceleyle yazılmış olabilir adı üstünde hata. Bir daha tekrar etmemeleri güzel.
Konuya böyle bir giriş yaptıktan sonra markaların bu konudaki tutumlarına ve gösterdikleri hassasiyete değinmek istiyorum. Şu an yaptığım iş editörlük. Bu da Fransızca aslen ama konuşma diline çoktan girmiş bir kere. Neyse yazdığım her şeyin düzgün olmasına gayret etmem gerekiyor. Benim gibi diğer editörlerin de. Özellikle büyük markalar bu konuda çok hassas davranmalı. İş ilanlarında gördüğümüz "Türkçe'ye hakim" lafı boşuna değil. Aksine her iş ilanında bunu görmek beni mutlu ediyor. Dediğim gibi girdiğim internet sitelerinden aldığım bir kaç görüntüyle yazımı örneklendirmek isterim. Örnekleri görünce en çok yapılan hataları siz de anlayacaksınız.

Gördüğünüz hata nedir? 20.00'da. Okunurken sıfırların katılmadığı için 20.00'de olması gerekiyor. Star Tv'nin sitesini bu hatayı yaptıktan sonra dikkatle inceledim. Bir daha bunun gibi bir hata yapmadılar. Bunun dışında aşağıda vereceğim diğer örneklerin de doğru kullanıldığını gördüm. Aceleyle yazılmış olabilir adı üstünde hata. Bir daha tekrar etmemeleri güzel.
26 Ağustos 2012
İyi Bir Satışın İncelikleri
Üniversitede Pazarlama Araştırmaları dersini aldığım son sene Perakende Pazarlama Araştırmaları konusu çok ilgimi çekmişti. Perakende sektöründe uygulanması gerekenler, müşterilerin alışveriş alışkanlıkları, müşterinin algısını değiştirme yöntemleri...
Hocamız (Doçent Metin Argan) ilk olarak şu soruyu sormuştu. "Bir mağazaya girdiniz, ilk hangi tarafa yönelirsiniz?" Sınıftan çeşitli cevaplar geldi. Yapılan araştırmalara göre ise bir mağazaya girildiğinde genellikle sağ tarafa doğru yönelim oluyor. Bunun sebebi ise aslında çok basit. Birçok insanın sağlak olması. Sağ elin, kolun kullanılması, sağ tarafın daha güvenilir hissedilmesi bunu en basit şekilde açıklıyor. Bu da beraberinde şunu getiriyor. Sağ tarafa kadın, sol tarafa ise erkek ürünleri konulmalı deniyor. Malum kadınların alışverişe daha çok zaman ayırmaları. Diğer noktalara bakalım.
--Yeni ve özel ürünler mağazaların sonuna doğru konuyor çünkü müşteri mağaza girdiği zaman ilk beğendiği şey ne kadar güzel olursa olsun diğer mallara da bakmak istiyor. Genelde sonlara doğru bakacağı mallar güzelse "Bum" satın alma gerçekleşiyor.
--Giyinme kabinleri de mağazanın girişine yakın olmamalı. Bu da kabine gidene kadar olan rafların incelenme oranını artırıyor.
--Yine yukarıdaki olguya bağlı olarak mağazaların içine büyük aynalar konuluyor. Bu; mağazanın hem daha geniş görünmesine yol açtığı gibi, müşterilerin aynada kendilerine bakarken fark edecekleri ürünleri beraberinde getiriyor.
--Müşterilerin birçoğu alışverişe akıllarında spesifik bir şey olmadan çıkıyor. Daha doğrusu alışveriş sonunda satın aldıkları ürün aslında hedeflerinde olmayan bir ürün oluyor.Bu noktada da mağazaların alışverişe yöneltme gücü öne çıkıyor. Mağaza girişlerinin, ferah olması, mağazada çalışanların sık boğaz edecek şekilde müşterilerin peşinde dolaşmaması gerekiyor. Yine mağaza düzeni önemli. Müşteriler mağazaya girdiklerinde görebildikleri alanlara gitme isteği duyuyorlar. Bu da raf ve reyonların karışık olmaması gerektiğini gösteriyor. Müşteri baktığı zaman mağaza içinin çoğunu görmek istiyor.
--Yemek söz konusu olduğu zaman mutlaka koku çok önem arz ediyor. Söz konusu yiyecek olduğu zaman koku en çok güvenilen duyu organı.
--Her gördüğümüzde komik buluyoruz ama satış rakamlarının yuvarlak hesap yerine 24.99 şeklinde yazılması da satın alma üzerinde etkili.
Bu tip noktaların geneline Satış Antropolojisi deniyor ve ciddi bir araştırma grubu var. İnsan ihtiyaçları ve bu ihtiyaçları karşılama davranışları sürekli değişmese de bu sektörde yapılan her araştırma farklı bir sunumu beraberinde getiriyor.
Hocamız (Doçent Metin Argan) ilk olarak şu soruyu sormuştu. "Bir mağazaya girdiniz, ilk hangi tarafa yönelirsiniz?" Sınıftan çeşitli cevaplar geldi. Yapılan araştırmalara göre ise bir mağazaya girildiğinde genellikle sağ tarafa doğru yönelim oluyor. Bunun sebebi ise aslında çok basit. Birçok insanın sağlak olması. Sağ elin, kolun kullanılması, sağ tarafın daha güvenilir hissedilmesi bunu en basit şekilde açıklıyor. Bu da beraberinde şunu getiriyor. Sağ tarafa kadın, sol tarafa ise erkek ürünleri konulmalı deniyor. Malum kadınların alışverişe daha çok zaman ayırmaları. Diğer noktalara bakalım.
--Yeni ve özel ürünler mağazaların sonuna doğru konuyor çünkü müşteri mağaza girdiği zaman ilk beğendiği şey ne kadar güzel olursa olsun diğer mallara da bakmak istiyor. Genelde sonlara doğru bakacağı mallar güzelse "Bum" satın alma gerçekleşiyor.
--Giyinme kabinleri de mağazanın girişine yakın olmamalı. Bu da kabine gidene kadar olan rafların incelenme oranını artırıyor.
--Yine yukarıdaki olguya bağlı olarak mağazaların içine büyük aynalar konuluyor. Bu; mağazanın hem daha geniş görünmesine yol açtığı gibi, müşterilerin aynada kendilerine bakarken fark edecekleri ürünleri beraberinde getiriyor.
--Müşterilerin birçoğu alışverişe akıllarında spesifik bir şey olmadan çıkıyor. Daha doğrusu alışveriş sonunda satın aldıkları ürün aslında hedeflerinde olmayan bir ürün oluyor.Bu noktada da mağazaların alışverişe yöneltme gücü öne çıkıyor. Mağaza girişlerinin, ferah olması, mağazada çalışanların sık boğaz edecek şekilde müşterilerin peşinde dolaşmaması gerekiyor. Yine mağaza düzeni önemli. Müşteriler mağazaya girdiklerinde görebildikleri alanlara gitme isteği duyuyorlar. Bu da raf ve reyonların karışık olmaması gerektiğini gösteriyor. Müşteri baktığı zaman mağaza içinin çoğunu görmek istiyor.
--Yemek söz konusu olduğu zaman mutlaka koku çok önem arz ediyor. Söz konusu yiyecek olduğu zaman koku en çok güvenilen duyu organı.
--Her gördüğümüzde komik buluyoruz ama satış rakamlarının yuvarlak hesap yerine 24.99 şeklinde yazılması da satın alma üzerinde etkili.
Bu tip noktaların geneline Satış Antropolojisi deniyor ve ciddi bir araştırma grubu var. İnsan ihtiyaçları ve bu ihtiyaçları karşılama davranışları sürekli değişmese de bu sektörde yapılan her araştırma farklı bir sunumu beraberinde getiriyor.
01 Temmuz 2012
Gerilin biraz! Another
Uzun zamandır gerilim-korku tarzında bir anime arıyordum.Another üzerinde çok duruluyordu.E izlemek farz oldu diyerek başladık.
Anime kendi ismiyle aynı olan romandan uyarlanmış.Sonra manga daha sonra da animesi gelmiş.Olaylar Yomiyama ortaokulunda geçiyor.1972 yılında Mei Misaki adlı bir kızın ölmesinden sonra ortaya çıkan lanetlere ve seri ölümlere dayanıyor.Anime boyunca bol bol ölüm görüyoruz.Hem de ne ölümler.Son Durak serisinin anime versiyonu gibi.Daha kısıtlı bir alanda geçiyor o kadar.Animenin baş karakterleri Kouchi Sakakibara ve Mei Misaki.Mei Misaki özellikle gönüllerde taht kuruyor diyebiliriz.
Okula yeni gelen Kouchi, şans eseri hastanede karşılaştığı (Kouchi rahatsızlığından dolayı okula biraz geç başlıyor ve animede ilk bölüm hastanede görülüyor.) Misaki ile aynı sınıfta olduğunu görüyor ve onunla iletişim kuruyor.Misaki Mei hanım hanımcık bir kızımız.Göz bandıyla dolaşıyor.Saklı olan gözünün enteresan bir özelliği var tabii ki.Animenin sonlarına doğru öğreniyoruz.Kouchi sınıftaki diğer öğrencilerin onu yok saymasından kıllanıyor bildiğiniz.Benim de kıllandığım birçok yer oldu ama Misaki de zor konuşan ve içine kapanık bir hatun olduğundan ne olduğunu anlayamıyoruz haliyle.Bir de diğer öğrenciler sürekli "Olmayan,olmayan" diye dolaşıyorlar daha geriyorlar adamı.Neyse Kouchi bu iş nedir ne değildir diye sorup soruştururken 3-3 sınıfının başına gelenleri sırasıyla öğreniyor.Daha sonra esas oğlanımız bu laneti ne yok eder,nasıl kurtuluruz diye başlıyor araştırmacı kimliğini konuşturmaya.
Animeyi izlerken spoiler yememeye dikkat edin.Mutlaka kendiniz çözmeye çalışacaksınız lanet nedir,nasıl olur diye lakin birçok sürpriz de sizi bekliyor olacak emin olun.Anime zaten 13 bölümden 1 ovadan oluşuyor.Gerilmek istiyorsanız hiç düşünmeden başlayabilirsiniz.
Çizimler,hikaye,karakterler gayet güzel.Animenin tek kötü yanı Opening'i.Bu animeye çok daha hararetli bir şarkı giderdi.Çok yavaş geldi bana ve alakasız bir müzik.Biraz daha uzun olsaydı da diyebiliriz ama bu da gayet makul.Keyifli seyirler.
27 Mayıs 2012
Sitelerim Var - 2 (Sosyal Medya Haber Siteleri)
2-3 sene öncesine kadar Youtube,Facebook ve biraz da twitter ile hayatımızda olan sosyal medya araçları bugün onlarca hatta yüzlercesiyle karşımızda.Ülkemizde genel olarak kullanılanlar ise 10'u aşmaz.Sosyal medya kavramı sadece internet üzerinde değil artık dizilerde,haberlerde,programlarda,sokakta,bahçede her yerde kullanılır hale geldi.Bu kavramın genişlemesi de haber etkisi yaratıyor haliyle.Reklam ajansları olsun,haber siteleri ve teknoloji haber siteleri de bir bölümlerini sosyal medyaya ayırmış durumda.Bu yazıda da bu Sosyal Medya ağırlıklı haberler yayınlayan siteleri ele alayım dedim..
Bunlar yer imlerimde olan ve takip etmeye çalıştığım siteler.Unuttuklarım olabilir.Bir de güncel olanları almaya çalıştım.Nice siteler var hevesle açılıp kapatılan.Sonuçta ne kadar çok kaynak,haber o kadar çok bilgi.Hepsi teşekkürü hak ediyor.
Etiketler:
internet,
sosyal medya,
sosyal medya siteleri
23 Mayıs 2012
Telefonumdaki Oyunlar-1
Telefon üzerinden fazla oyun oynayan birisi değilim ama vapurda olsun, otobüste olsun sağa sola bakmaktan daha mantıklı geliyor artık.Telefon içinde fazla oyun da tutmuyorum.Ne kadar oyun o kadar vakit kaybı.Genel olarak 3 tane oyun paylaşmayı düşünüyorum.Ayrıntıya girmeden,abartmadan.Bu arada "Yuh daha yeni mi oynuyorsun bu oyunu diyenler olabilir,onlara da Oğlum bak git! diyorum.
Head Soccer
Şu an telefonumdaki mevcut oyunlardan birisi Head Soccer.Eğlenceli bir futbol oyunu.Güney Kore'li bir futbolcumuz var ve sırayla diğer ülkelerdeki rakiplerimizi yenmeye çalışıyoruz.Oyun basketbol misali hava atışı ile başlıyor.En başta zor gelebilir ama daha sonradan nasıl gol atılır,nerede durulmalı öğreniyorsunuz.Maç kazandıkça puan toplayıp kendinizi zıplama,hızlanma ve şut çekme konularında geliştirebiliyorsunuz.
Her oyuncunun kendine ait "Fatality" bir özel şutu var.Bizim elemanınki sönük baya ama idare ediverin.Oyun çok kişili de oynanabiliyor.Bu da eğlenceli görünüyor.Maçlar 1 dakika olduğu için sıkmıyor.Tavsiye edilir.Zamanında Goal 3 vardı muz şut vardı ah ulan ah ne sarmıştık.
Etiketler:
head soccer,
iphone,
oyun,
star dunk
12 Mayıs 2012
Televizyon Sosyalleşiyor: Sosyal Tv
Sosyal medya araçlarının kullanımı ise bilgisayarlardan akıllı telefonlara,tabletlere taşındı.Şimdi ise sırada akıllı televizyonlar var.Evet geleneksel medyanın en büyük mecrası olan televizyon da gelişiyor,sosyalleşiyor.Televizyonlar da akıllı hale geliyor.Şu an hali hazırda Samsung,Philips,Sony gibi markaların akıllı televizyonları bulunuyor.Smart Tv.Her şey "Smart" olma yolunda yani.Televizyon üzerinden youtube,facebook gibi sitelere girebiliyorsunuz.Peki Türkiye yeteri kadar bu sosyalliğe ayak uydurabilecek mi?
Etiketler:
ikincil ekran,
sosyal medya,
televizyon,
tivilog
02 Nisan 2012
Mart - 2012 Sosyal Medya Özeti
Yeni bir yazı dizisine başlayayım dedim.Söz uçar yazı kalır muhabbetine uyarak ne yazsak buralara yararlı olacaktır.Sosyal Medya her geçen gün büyüyedursun bununla beraber yeni ajanslar,siteler kuruluyor.Ne kadar fazla olursa o kadar iyi,o kadar yararlı,bir o kadar da çeşitli olacaktır diye düşünüyorum.Daha önce yıllık bir almanak özeti yapmıştım.Şimdi de aylara göre özet çıkaralım dedim.Başlayalım o zaman.
2012 Mart Ayı Sosyal Medya Özeti
Posterous Twitter tarafından satın alındı
2012 Mart Ayı Sosyal Medya Özeti
Posterous Twitter tarafından satın alındı
28 Ocak 2012
Türk Girişimcilere Tam Destek!
İnternete,internet üzerinden bir şeyler yapmaya aç bir ülkeyiz biz.Teknoloji bize biraz geriden gelmiş gibi görünse de tuttuğumuz zaman bırakmıyoruz.İnternet hızımız hala çok gerilerde olsa bile! yılmadan ilerliyoruz.Türkiye son yıllarda internet girişimciliğinde bir hayli yol aldı.Yeni yeni fikirler atılıyor ortaya.Klasik Facebook,Twitter gibi takıntılarımızın yanında var olmaya çalışıyorlar.Ne de güzel yapıyorlar.Bizden birileri de bu işlere girince çok mutlu oluyorum.Elin adamı yapıyor kardeşim tabusunu yıkalım artık diyorum.Sürekli başka yerlerde arıyoruz paylaşımı,eğlenceyi.Bir baksak,bir elinden tutsak ne kadar çok fikir var içimizde.Neyse ki son yıllarda gelişen internet,sosyal ağ kültürümüz yanında ilişkili yatırımları da getiriyor.
E-tohum sitesi bu tip girişimlerin toplandığı bir mekan.Fikirlerin değil girişimci ruhunun önemli olduğunu altını çizerek belirten E-tohum,her yıl önce 40 daha sonra 15 girişim seçiyor ve onları kampa alıyor.Bir nevi kendilerini sunmaları ve geliştirmeleri için fırsat yaratıyor.Bu seneki 40 proje arasından beğendiklerimi paylaşayım dedim.Hepsi birbirinden değerli benim için.Hepsinde ayrı bir emek var.Şaka değil.Cidden kolay bir şey değil yeni bir şeyler üretmek.
E-tohum sitesi bu tip girişimlerin toplandığı bir mekan.Fikirlerin değil girişimci ruhunun önemli olduğunu altını çizerek belirten E-tohum,her yıl önce 40 daha sonra 15 girişim seçiyor ve onları kampa alıyor.Bir nevi kendilerini sunmaları ve geliştirmeleri için fırsat yaratıyor.Bu seneki 40 proje arasından beğendiklerimi paylaşayım dedim.Hepsi birbirinden değerli benim için.Hepsinde ayrı bir emek var.Şaka değil.Cidden kolay bir şey değil yeni bir şeyler üretmek.
20 Ocak 2012
Almam Gereken Çok Kitap Var!
Ne zaman D&R'a girsem hayatımda daha önce hiç kitap görmemişim gibi dolaşmaya başlıyorum tüm bölümleri.Yeni Çıkan'lardan başlıyorum yemek kitaplarında bitiriyorum ve eminim ki o kitapların hepsi ben de olsa yemek kitaplarına da mutlaka göz gezdiririm.Son gittiğimde de yeni çıkan ve daha önce çıkmış olan bazı kitaplarda o kadar gözüm kaldı ki hepsini almaya kalksam 100 TL üzeri bir fiyatla mağazadan ayrılmak durumunda kalıyorum.Dergileri hiç saymayacağı zaten.Takip ettiğim dergilerin yanında takip etmek istediğim lakin paramın fazlasına çıkışmadığı o kadar çok dergi var ki...
Dediğim bir an önce almak istediğim en az 7-8 kitap var.Bunların üçünü belirteyim istedim.
Dediğim bir an önce almak istediğim en az 7-8 kitap var.Bunların üçünü belirteyim istedim.
90'lar Kitabı Çocuk mu Genç mi? - Kadir Aydemir
15 Ocak 2012
Çok Farklı Bir Aile Görmeye Hazır Olun - Shameless
How i Met Your Mother çılgınlığını hala yaşıyoruz lakin eski tadı olmadığı aşikar ve bu da bizi doyurmuyor.Kolay kolay yeni bir diziye başlamayan ben,The Big Bang Theory'ye başlamıştım(nokta atışı)İzlediğim animelerle birlikte yeterince güncel dizi izlediğimi düşünüyordum ki karşıma Shameless çıktı.Bir aile dizisiydi ama çok farklı resmedilmişlerdi.Gallagher ailesi.Bir baba vardı 6 çocuk vardı ama anne yoktu.Nasıl yaşayabilirlerdi ki?İzledikten sonra anlıyorsunuz nasıl yaşıyorlar,birbirlerine ne kadar bağlılar..Hayata bakış açıları biraz abartılı olsa da,ailenin içinde buluyorsunuz kendinizi.Bir komedi dizisi olabilir ama içindeki traji komik olaylar da "Hmm" dedirtiyor insana.Shameless aslında bir İngiliz versiyonunun uyarlaması.2004 yılında çıkan asıl dizinin bu kadar güzel olmadığı söyleniyor.Genelde uyarlama diziler sorunlu olur ama bu defa olmuş diyor ve son zamanlardaki favori dizim Shameless karakterlerine bakıyoruz biraz.
İşte dizideki Shameless bu adam.Gallagher ailesinin babası.Utanmaz arlanmaz,her zaman aile bireylerinin başına dert açan,alkol bağımlısı,üç kağıtçı bir adam ama ailesi ondan vazgeçemiyor.Para için her şeyi yapabilitesi var.
02 Ocak 2012
2011 Yılının Sosyal Medyadaki Önemli Olayları
2011 yılına veda etmek üzereyken digital dünyada,sosyal medyada,internet aleminde olan önemli olayların bazılarını - ilgimi daha çok çekenleri - , kadim kurulumuzun engellediği siteleri Sosyalmedya.co ve Webrazzi.com 'un hazırladıkları almanaklara(ne çirkin bir kelime değil mi?) göre yayınlayayım dedim.
Fizy.com, Mashable Awards 2010′da “En İyi Müzik Keşfetme Servisi” kategorisinde birinci oldu.
Turkcell Fizy.com'un %70'ini aldı.
Twitter'a Türkçe dil seçimi geldi.
Ebay,Gittigidiyor'u $217.5 M'a satın aldı.
Google sosyal sitesi Google+ ile piyasaya girdi.
Naspers Markafoni'nin %72'lik hissesini aldı.
22 Aralık 2011
Viral Reklam Budur!
Son zamanlarda yükselen popülaritesiyle Viral reklamlar her yerde karşımıza çıkmaya başladı.Aslında cümlenin içinde geçen şey viralin amacı zaten.Her yerde karşımıza çıkacak olması.Televizyon,radyo hariç tabiki.Viral reklamı ya markalar kendileri yapıyor ya da bu reklamlar senin benim gibi yurdum insanlarından çıkıyor.Aşağıdaki reklam ise markanın elinden çıkmış ama öyle güzel olmuş ki paylaşmadan edemedim.Konu olarak gerçekten biraz uzak olsa da verdiği mesaj güm diye beyinde patlama yaratıyor.Hatta markanın ismi öyle iyi saklanmış ki "Oha lan televizyona bak ne kadar ince kesin sony'dir" diyenler bile çıkaracak seviyede.Fazla uzatmadan reklama bakalım.
16 Aralık 2011
Yeni sitelerim var ( Müziğini yarat )
İnternet alemi geniş.Aklına gelmeyecek fikirler,siteler çıkıyor karşına.Meraklıyım da yeni siteler keşfetmeye.Böyle "Yeni sitelerim var" adı altında beğendiğim sayfaları paylaşayım diyorum.Aşağıdaki sitelerde kendi müziğinizi yaratmanız mümkün.Hepsi de ayrı güzel geldi bana.En alttaki site ise bonus diyerekten başlayalım tanıtmaya.
Bu sitede karşımıza çıkan elemanların çeşitli ses yetenekleri var.Siz de bunları kullanarak eğlenceli parçalar yaratabiliyorsunuz.Oldukça eğlenceli.Bonusları da aralara serpiştirdiniz mi tadından yenmiyor.
Bu sitede 16 nota ve 256 tuştan oluşan bir tonematrix kullanıyoruz.Kullandıkça eğlenceli hale geliyor bir süre sonra çıkamaz hale geliyorsunuz.
Sıradaki sitede tonematrix tarzında lakin biraz daha geliştirilmiş.Sağ taraftan gitar,davul,vokal hatta kendi şarkınızı ekleyip remix yapma şansınız bile var.
08 Aralık 2011
Best of Mor ve Ötesi
İnsanın müzik geçmişi çok eşli olabiliyor.Bakınız ergen dönemlerimde nu-metal etrafında dolaşan,daha sonradan thrash ve death semalarına yükselen ve yaş ilerledikçe biraz daha sakin müziklere yönelen bir ben karşınızda.Tüm gruplar geldi geçti yanımdan ama bir tanesi hep vardı.En başında da vardı şimdi de var.Mor ve Ötesi oluyor kendileri.2001 yılında tanıştığım grubu geride kalan 2 güzel albümüyle birlikte hayatıma kattım ve o gün bu gün yanımdalar.Bugün dinlerken şarkılarını "Adamların her şarkıları mı iyi olur?" baloncuğu belirdi kafamda ve "Hadi bakalım Cemil kendince bir best of albümü yap" dedim.Tabiki kendimce olacak.80 civarı parçaları var ve ben abartısız 60'ına bayılıyorum.Nasıl bir Best Of çıkarabilirsiniz ki?Sadece 10 parçacık mı olacak?Ya diğerleri?Ayıp olmaz mı?Bunu 15 parçaya çıkaralım biz.Sıralamayı alfabetik olarak yapayım çünkü "En sevdiğin Mor ve Ötesi şarkısı hangisidir?"sorusunun tek bir yanıtı yok bende.Hai bir de neden "Best of"?Çünkü tarzım ben Türkçe mi yazacaktım...
1-)1945---Mor ve Ötesi'nin Onno Tunç Şarkıları albümünde söylediği bir şarkı.Bir cover aslında.Şarkıyı Sezen Aksu söylemiş ama çok iyi yorumladıkları için vazgeçilmezlerimden.
2-)23---Bırak Zaman aksın albümünden.Efsanevi.Yıkıcı.İntihar sebebi.
Bir gün kendimi bırakıp,anlatsam sana ne olduğunu
Neden sözleri yuttuğumu,gerisi zaten gözlerinde
3-)Araf---Masumiyetin Ziyan Olmaz albümünden.En sevdiğim,en olmuş dediğim albümdür.
Yerimi bilmem,ne taraftayım.
Sesimi duymam,ne zamandır araftayım.
4-)Beyaz---Bırak Zaman Aksın albümünden bir şarkı daha.Harun'un sesinin tam olgunlaşmadığı,sadece gitarla söylenmiş bir parça.Alsın götürsün seni.
Rüyası insana yalan söyledi...
5-)Bir Derdim Var---Dünya Yalan Söylüyor albümünden.Cambazla birlikte üne,şöhrete kazandıran,ayılan bayılan tayfayı doğuran şarkı.Mustafa Hakkında Her Şey filminin soundtrack'i.Yalan değil şarkı mükemmel.Her duyduğumda moda girerim.
Etiketler:
best of,
en iyi,
mor ve ötesi,
müzik
29 Kasım 2011
Göt Büyüyor Göbek Çıkıyor Dikkat!
Öncelikle size bu zarif hatunları sunduğum için kusura bakmayın ama ne kadar kötüyse,o kadar etkilidir.Bu yazıda neden bahsediyor olabiliriz?Tabiki yağlardan."Amaan zaten kış geliyor kilo alsam da göstermem ben onu" demeyin,sadece götünüz göbeğiniz için değil,sağlığınız için de iyi değil kilolu olmak.En basitinden diyabet,yüksek tansiyon,kalp hastalıkları gibi ciddi sorunlarla karşılaşabilirsiniz.Yağlar kimyasal yapı olarak doymuş,tekli doymamış ve çoklu doymamış olmak üzere 3'e ayrılıyor.Bunlar arasında bize zararlı olanı ise doymuş yağlar.Bunlar da hayvansal yağlarda,tereyağında bulunuyor.Bizim almamız gereken bitkisel yağlar.Mümkün olduğunda zeytinyağı kullanmakta yarar var.Kilo almanın tek sebebi elbet yağ değil lakin bu yazının içeriğinde sadece "yağların etkisini"aldım.Hele de sigara içiyorsanız "Hayat bana güzel" diye düşünmeyin.Hele hele "Kilolarımla mutluyum" mottosuna uyuz olurum.Kimse koca kıçlı ve göbekli biri olmak istemez kanımca.Neyse lafı fazla gevelemeden bilimsel verilere değinelim.
Aşağıda aldığımız besinlerin yağ oranını veriyorum.Bunlar genelde tükettiğimiz ve yağ oranı yüksek olan besinlerdir ama sadece fazla oranda aldığınızda kilo yapacağını söyleyeyim.Yoksa aşağıdaki bazı besinlerin faydası da çoktur.
Verdiğim yağ oranları besinlerin 100 gramına göre hesaplanmıştır.
27 Kasım 2011
Lokavt Bitti.Şimdi Basketbol Zamanı
Evet Lokavt bitti.İçten içe çığlıklarla karşıladık bu haberi.Nba'siz bir sene,basketbolseverlerin şekersiz çay içmesi gibi,Barney olmadan HIMYM izlemesi gibidir.Büyük eksiklik vardı içimizde.Görüşmeleri takip ediyor,Stern'e sövüyorduk gün geçtikçe.Hatta lig başlasın diye oyunculara bile "aldığınız yetmiyor mu bre densizler" diye isyan etmeye başlamıştık.Tek istediğimiz NBA izlemekti.
Her sonuçlanan görüşmenin olumsuz olması bizi daha çok yıkıma götürüyordu.Üstüne üstlük Durant,Nash gibi oyuncuların anti-tröst davalarını gördükçe Nba izleyemeyeceğimizin kesinleşmesi gibi bir şeydi.Ta ki 26 Kasım'a kadar.16 saat süren görüşmeler sonunda takım sahipleri ve oyuncular birliği sendikası anlaşmaya vardı ve 25 Aralık'ta ligin yeniden başlayabileceği haberini sundular.İş sözleşmesinin tüm takımlar tarafından imzalanması falan derken önümüzde yaklaşık 10 günlük bir süre daha var ama artık olan oldu diyoruz.Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın.
Lokavt sürecinde bir çok Türk takımı kadrolarına Nba'den oyuncu katmıştı.Sözleşme imzalandıktan sonra uçup gidecekler.Kuşkusuz Beşiktaş Milangaz bu durumdan en çok etkilenen takım olacak.Şimdiden geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.Efes'te Vujacic kalıyor,Ersan ise belli değil.Milwaukee ile kontrarı devam ediyor yalnız feshedebilir.Telekom'da Mehmet Okur'a güle güle.Zaza Enden gidiyor.
Bizde ise Sefolosha gidiyor.Sadece Euroleague'de ynatabildiğimiz Sefo beklenilenin üstünden bir performans sergilemiş ve kötü olan takımımızın parlayan oyuncu olmuştu.Onun gitmesiyle birlikte güç kaybı yaşayacağız ve Mirsad,Tomas'ın bir an önce dönmesi için dua edeceğiz.
Avrupa takımları için uzun uzun yazamayacağım.Sadece CSKA Kirilenko ve Krstic gibi yıldızlarını elinde tuttu.Rakibimiz Nancy en büyük kozları Batum'u kaybetti diyelim.
Sonuç olarak sezon 66 maç olsa da 25 Aralık'ta başlayacak ve yine uykusuz geceler yine Kobe'li,Lebron'lu,Durant'li,Sefolosha'lı :) günler başlayacak.Hoşgeldin NBA.
Her sonuçlanan görüşmenin olumsuz olması bizi daha çok yıkıma götürüyordu.Üstüne üstlük Durant,Nash gibi oyuncuların anti-tröst davalarını gördükçe Nba izleyemeyeceğimizin kesinleşmesi gibi bir şeydi.Ta ki 26 Kasım'a kadar.16 saat süren görüşmeler sonunda takım sahipleri ve oyuncular birliği sendikası anlaşmaya vardı ve 25 Aralık'ta ligin yeniden başlayabileceği haberini sundular.İş sözleşmesinin tüm takımlar tarafından imzalanması falan derken önümüzde yaklaşık 10 günlük bir süre daha var ama artık olan oldu diyoruz.Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın.
Lokavt sürecinde bir çok Türk takımı kadrolarına Nba'den oyuncu katmıştı.Sözleşme imzalandıktan sonra uçup gidecekler.Kuşkusuz Beşiktaş Milangaz bu durumdan en çok etkilenen takım olacak.Şimdiden geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.Efes'te Vujacic kalıyor,Ersan ise belli değil.Milwaukee ile kontrarı devam ediyor yalnız feshedebilir.Telekom'da Mehmet Okur'a güle güle.Zaza Enden gidiyor.
Bizde ise Sefolosha gidiyor.Sadece Euroleague'de ynatabildiğimiz Sefo beklenilenin üstünden bir performans sergilemiş ve kötü olan takımımızın parlayan oyuncu olmuştu.Onun gitmesiyle birlikte güç kaybı yaşayacağız ve Mirsad,Tomas'ın bir an önce dönmesi için dua edeceğiz.
Avrupa takımları için uzun uzun yazamayacağım.Sadece CSKA Kirilenko ve Krstic gibi yıldızlarını elinde tuttu.Rakibimiz Nancy en büyük kozları Batum'u kaybetti diyelim.
Sonuç olarak sezon 66 maç olsa da 25 Aralık'ta başlayacak ve yine uykusuz geceler yine Kobe'li,Lebron'lu,Durant'li,Sefolosha'lı :) günler başlayacak.Hoşgeldin NBA.
17 Kasım 2011
Online alışveriş çılgınlığı
Markafoni,limango derken müthiş bir yükseliş gösteren online alışveriş sitelerine her geçen gün bir yenisi daha ekleniyor.Yaptıkları büyük indirimlerle kredi kartlarının limitlerini zorlayan bu sitelerin modası hiç bitmeyecek gibi.Öyle ki insanlar bir şeyler almak için sabahın köründe kalkıyorlar.Ben de kalktım yalan değil.Neymiş bu siteler bakalım biraz.
Korkunç bir şekilde bunlar sadece az bir kısmı diyebilirim.Daha çok var yani.Hepsini birden takip etmek zor tabiki ama elinizden kaçan fırsatları da görünce pek üzülmeyin arada bakın derim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














